Bozo’ nun Ardından: Sessiz Nöbetçilerim
- Ali Batmaz
- 20 Oca
- 1 dakikada okunur

Bozo gittikten sonra sessizlik, başka bir türden kalabalığa dönüştü. Bahçede, kapının önünde, sokakta, masamda, koltuğumda, gittiğim kafede bile… Kediler. Hep gelirdi bazıları ama şimdi sanki başka bir niyetle geliyor gibiler. Daha çoklar, daha yakınlar… Nereye gitsem ordalar.
Eskiden bu kadar değillerdi, şimdi her biri sanki sırayla nöbette. Beni izliyor, takip ediyor, yanımda sessizce oturuyorlar. Ne yemek için, ne mama için… Sadece varlıklarıyla bir şey söylüyor gibiler. “Yalnız değilsin.” “O seni bırakmadı.” “Biz buradayız.” Bozo’ nun ardından gelen bu kalabalık, bana sadece dışarıdan bakmıyor. Hissediyor. İçimdeki sarsıntıyı, gözümdeki dalgınlığı, soluklarımın içli halini… Ve ben hiçbirini çağırmadım. Ama geldiler. Miyavlar la, bakışlarla, hafifçe sürtünen patilerle konuşuyorlar benimle.
Garip geliyor değil mi?
Onun yokluğu duyulmasın diye gelen, kalbimin kırık yerlerine kendi varlıklarını yaslayan sessiz misafirler, garip değiller aslında. Sevginin dili, yolu böyledir bazen… Onlar konuşmaz ama hisseder, gelip yanı başına otururlar, boşluğu fark eder, sevgiyi koklarlar. Boşalan yeri dolduramazlar belki ama orada kalırlar, yasını paylaşırlar.
Evet, kalpten kalbe geçen bir anlaşma ile nöbeti devraldılar. Sessizce sarıyorlar beni. Hiç konuşmadan çok şey söylüyorlar. Bozo’ nun sevgisi bu dünyadan çekilmedi. Şimdi başka varlıklarla bana dokunuyor. Belki de en saf haliyle sevginin böyle yayıldığını ilk kez bu kadar net anlıyorum.
Bozom, sen gittin ama boşluğunu sadece ben değil, senin gibi sevenler de fark etti. Ve onlar şimdi buradalar. Seni yaşatıyorlar. Hem benimle hem de kendi dilsiz, derin sevgileriyle…


Yorumlar