top of page
Sizden Gelenler


Bozo’ nun Ardından: Sessiz Nöbetçilerim
Bozo gittikten sonra sessizlik, başka bir türden kalabalığa dönüştü. Bahçede, kapının önünde, sokakta, masamda, koltuğumda, gittiğim kafede bile… Kediler. Hep gelirdi bazıları ama şimdi sanki başka bir niyetle geliyor gibiler. Daha çoklar, daha yakınlar… Nereye gitsem ordalar. Eskiden bu kadar değillerdi, şimdi her biri sanki sırayla nöbette. Beni izliyor, takip ediyor, yanımda sessizce oturuyorlar. Ne yemek için, ne mama için… Sadece varlıklarıyla bir şey söylüyor gibiler.


Bir Meyveli Yoğurt
Bir marketin floresan ışıkları altında en ağır kaybımı taşıyorum. Kimse fark etmiyor, kimse bilmiyor neden gözlerim dolu, neden nefesim dar. Kimse durup sormuyor. Zaten bu acının açıklaması da yok. Kasaya giden yol kısa ama içimdeki yol çok uzun… Bir meyveli yoğurt beni böyle hüngür hüngür ağlatan… Evet, yanlış duymadınız. O sadece bir meyveli yoğurt ama içimde yanan bir sürü hatırayı da kapağıyla birlikte açan. Bozo daha ben paketi elime alırken koşardı. Uyuyorsa uyanırdı


Bir Ay…
Tam bir ay oldu bugün, Bozo gideli. Uykumdan ağlayarak uyandım; sanki ilk günmüş gibi. Gece yatarken “ yarın ayın 13’ü” dediğim an, kalbim bunu bir hatırlatma gibi cebine koymuş. Sabah, o hatırlatma gözlerimi yaşlara boğdu. Bir ay önce Bozo’m vardı. Bu cümle hala boğazıma takılıyor. “ Vardı” demek, bir varlığın sadece gitmesini değil, hayatın içinden çekilmesini de kabul etmek demek… Bu yüzden yazıyorum. Çünkü yazmak, onun adını hala dünyada tutmamanın bir yolu. Çünkü yazmak


İçini Açmadan İçinden Anlayanlar…
Sanırım kayıpların, derin acıların en zor taraflarından biri de şu: Acıyı iliklerine kadar yaşarken, aynı anda hayatın senden kaldığın yerden devam etmeni beklemesi… İçin yanıyor, kalbin sıkışıyor ama işe gitmen gerek. Bir şeyler yapman, konuşman, gülümsemen… Çünkü yapmazsan kimse senin yerine yapmayacak. Zaman dışarıda su gibi akarken, senin içinde durmuş oluyor. Bir adım bile zor gelirken, dışarıdan bakınca güçlü görünüyorsun. Bazen o kadar iyi maske takıyoruz ki, insanlar


Kalbimin Park Yeri
Kalbimin Park Yeri 2016’ dan beri her yılbaşı bizimdi. Bozo’ nun şapkası, fotoğraf çekme inatlaşmalarımız, tripleri, nazları ama sonunda verdiği o havalı pozlar… O heyecan, o hazırlık… Bu yıl yok… Şapkası yok, pozları yok. Sadece onun kokusunu taşıyan birkaç eşya ve gözlerimde hiç kurumayan bir hüzün var. Evet, Bozo artık başka bir biçimde benimle. Varlığı kalbimde, anılarımda… Ama bu, birlikte geçiremediğimiz ilk yılbaşı. Bu ilk sene. Ve bu “ilkler” o kadar ağır, o kadar
bottom of page
