Bir Ay…
- Ali Batmaz
- 20 Oca
- 2 dakikada okunur

Tam bir ay oldu bugün, Bozo gideli. Uykumdan ağlayarak uyandım; sanki ilk günmüş gibi. Gece yatarken “ yarın ayın 13’ü” dediğim an, kalbim bunu bir hatırlatma gibi cebine koymuş. Sabah, o hatırlatma gözlerimi yaşlara boğdu.
Bir ay önce Bozo’m vardı. Bu cümle hala boğazıma takılıyor. “ Vardı” demek, bir varlığın sadece gitmesini değil, hayatın içinden çekilmesini de kabul etmek demek… Bu yüzden yazıyorum. Çünkü yazmak, onun adını hala dünyada tutmamanın bir yolu. Çünkü yazmak, “geçmedi” demenin en dürüst hali…
Şimdi bu sabah, fotoğrafları var. Yazılarına gelen yorumlar, tanımadığım insanların bıraktığı destek cümleleri var. Bunların hepsi Bozo’ nun hala bir yerlerde yaşadığını fısıldıyor bana. Başka bir biçimde, başka bir dilde. Ama yine de yaşıyor.
Onun gidişine, onsuz geçen bir güne hala bir isim bulamıyorum. ”Ölüm” çok soğuk. “Veda” çok eksik.” Alışmak” diyemem. “İyiyim” hiç diyemem. Zaman akıyor sadece, ben yerimdeyim. Bazı sabahlar güçlü, bazı sabahlar paramparça. Bugün olduğu gibi.
Bir ay…
Takvim için küçük bir çizik, kalp için koca bir boşluk. Bozo yok artık, ama yokluğu da yok olmuyor.
İçimde yaşamaya devam ediyor; bazen bir fotoğrafta, bazen bir cümlede, bazen uykudan ağlayarak uyandığım bir sabahın tam ortasında. Onu geçmiş zamana sığdıramıyorum. Kalbimde hep şimdiki zaman…
İnsanlara göre “ az da değil artık"… Ne kolay söyleniyor. Sanki zaman, herkes için aynı acıyı ölçüyor. Sanki dokunmadıkları bir yaranın, kaç günde kapanması gerektiğini biliyorlarmış gibi. Nasıl da cömertler, yaşamadıkları acının tesellisinde. Ellerinde hiç yanmamış bir yangının külleri üfleyerek “geçecek” diyorlar. Geçsin istiyorlar. Çünkü başkasının acısı uzun sürerse, onların huzurunu rahatsız ediyor. Teselli bazen sadece acıya yabancı olmanın başka bir adıdır. Çünkü gerçekten bilen biri susar. Yanına oturur, zaman saymaz.
Bugün bir ay oldu.
Ve ben hala oradayım. İlk günle bugünün arasında bir fark varsa, o da şudur:
Artık gözyaşlarım adını ezbere biliyor.


Yorumlar