top of page

Hayatımın En Uzun Gecesi

Güncelleme tarihi: 31 Ara 2025

 

Takvim 21 Aralık’ ı gösterse de, en uzun gece benim için artık o değil. Benim en uzun gecem, sevincimi umutla harmanlayarak hastaneden çıkardığım oğlumun yeniden hastalandığı ve ertesi gün kendi veterineri görsün diye beklediğimiz o gecedir. Her saniyesi içimi sızlatan, her dakikası “keşke” lerle dolu …  İçten içe onun için en iyisini istemeye çalışırken bir seçim yaptım. Çaresizliğe karşı gelen merhamet sancısıyla sabah olmak bilmedi, gece uzadıkça uzadı. 


Daha önce de bahsetmiştim, bu pişmanlık ömür boyu benimle kalacak. Aklımın bir köşesinde sessizce duran ama her gün birkaç kez kalbimi kanatan bir yara gibi. “ Ya o geceyi yine hastanede geçirsek her şey farklı olur muydu? Bu soruyu kendime sormadığım bir gün yok. Cevabı olmayan soruların en ağırıdır bu…

İnsan böyledir işte…


Aklı biliyor, kalbi kabul etmiyor. Bir başkasının acısını paylaşsan, sarılsan aynı sözleri söyleyeceksin belki de” Elinden geleni yaptın, o kadar yazılmıştı…” diyeceksin. Ve doğru da olacak. Ama kendine gelince o sözler yetmiyor. Çünkü acıdan değil, sevgiden geliyor bu sorgular. Keşke daha fazlası olsaydı diyorsun, çünkü çok seviyordun. Kalbin vicdanınla yarışıyor. Ve kendini suçlamak seni güçlü tutan bir yanılsama olabiliyor. Kontrol edebilirmişsin gibi geliyor, belki bir çözümü vardı gibi… Ama gerçek şu ki: Bu, kaderin senin elinde olmayan bir kırılmasıydı.


İnancımız bize sabrı, teslimiyeti öğretir ama insanız… Sevdiğimizi toprağa vermek, her şeyiyle ruhumuza işleyen bir yara. Ölüm elbette kaderin parçası ama yaşarken o kadar çok sevmek, kaybı o kadar ağırlaştırıyor ki, bildiklerin bile yetmiyor acıya. 

Unutma, bu karmaşa bir isyan değil, bu sevginin en saf hali…

İnancın eksikliği değil, kalbinin ne kadar derin olduğunun kanıtı. Teslimiyetin zayıflığı değil, insan oluşunun ağırlığı…


Herkesin acıya tutunma, dayanma, geçirme biçimi farklı… Kimi susar, kimi anlatır, kimi unutur gibi yapar. Benim yolum ise: Bozo’ yu yaşatmak… Her gün onu yazmak, ona olan hislerimi, anılarımızı kelimelere dökmek. Bu sadece bir yas biçimi değil, aynı zamanda sevgimle, sadakatimle onu unutmayı reddedişim.

Bozo benimle yaşadı, yaşıyor ve hep yaşayacak. Ben onu yaşattıkça o hep benimle kalacak.

 

 

 

 
 
 

Yorumlar


bottom of page