top of page

Her Damla Bozo’ ydu…

  • 17 Şub
  • 1 dakikada okunur

 

Dün uzun zaman sonra ilk kez yemek yaptım. Bunu yazarken bile tuhaf geliyor. Sanki çok sıradan bir cümle ama benim için büyük bir eşik. Ev gibi hissetmek istedim belki de… Ya da ev hissinin hala mümkün olup olmadığını kendime kanıtlamak.


Markete girdim. Rafların arasında dolaşırken içimde minik bir kıpırtı vardı. Hani insan unuttuğunu sandığı bir şeyi hatırlar da, tam emin olamaz ya… öyle. Eve geldim. Dolaba yerleştirirken, yemeği hazırlarken hislerim fena değildi. Tereyağı kokusu evi sardığında yüzümdeki tebessümü aynaya bakmadan gördüm. Bir yandan yemek, bir yandan evi toparladım. Sanki birazdan kapıdan girecekmiş gibi… Sanki bu ev yine yaşayan bir yer olacakmış gibi.


Yemek pişti. Sofrayı kurdum kendim için. Öyle alelacele de değil. Üzerinden bir asır geçmiş gibi özenerek. Çatalı, bardağı, peçeteyi yerli yerine koydum. Hala harika pilav yaptığımı fark edip gülümsedim.


Bozo’ dan sonra tabi ki bir şeyler yiyorum. Ama hiç tat almıyorum. Sanki tat duyum yok. Dün ilk kez kendi yaptığım yemeğin tadını aldım gibi oldu… Bir an. Sonra yine kayboldu. Fakat o bir an bile yeterince sarsıcıydı. Çünkü uzun zamandır böyle bir an yaşamamıştım.


Sofrayı kaldırdım. Çayı demlemiştim. Oturup iki yudum aldım. Ve sonra… Bir ağlama geldi.Gözden gelen bir şey değil hatta kalpten bile değil. Hıçkırık da değil … Öyle böyle değil. Daha içerden, kendinin bile dokunamadığı bir yerden. Elimi ağzıma götürdüm. Sesim duyulmasın istedim. Neden bilmiyorum. Belki acıyı bile usulca taşıma alışkanlığımdan…


Anladım ki ben tadı özlemiyordum. Ev hissini de. Eski günleri de. Onu özlüyordum.

O sofrada yemek yemiyordum. Yasımı yiyordum. Yutmuştum. Günlerdir, haftalardır… Dün ilk kez boğazımdan geri çıktı. O yüzden masumdu. Çünkü savunmasızdı. O yüzden şiddetliydi. Çünkü epeydir tutulmuştu. Bir tabak yemekle, bir bardak çayla kendine yol bulmuştu.

 

O an akan her damla Bozo’ ydu. Bozomdu.

 

 

 

 
 
 

Yorumlar


bottom of page