Keşke Yine Tüyleriyle Uğraşsam…
- 20 Ara 2025
- 1 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 25 Ara 2025


Her sabah uyanınca önce bir bardak su, sonra balkon…
Ve o meşhur “me time” anım: Dağ manzarasına karşı bir fincan kahve. Hava buz gibi bile olsa, o yarım saatlik sessizlik, temiz hava bana güne başlamam için nefes olurdu. Gerçekten de sadece ciğerlerim değil, ruhum nefes alırdı. Tabii tek başıma değil. Bozo da yanım da olurdu.
Kahve bardağımı koklar, kucağıma çıkar, otururdu. Sanki “senin me time’ ın ama benimle” der gibiydi. Beni bırakmazdı. Zaten birlikte başlamazsak eksik olurdu gün. Ben hazırlanmak için içeri geçince o balkonda kalmak isterdi. Onunla olan en tatlı rutinlerimden biriydi. Balkonu bırakmak istemezdi. O sandalyede, bazen camın kenarında dünyayı izlemeyi çok severdi. İçeri girmesini isteyince , hemen masanın altına girerdi. Sanki saklanınca onu içeri alamayacakmışım gibi.. Oradan başını uzatır, bana göz süzerdi. Hem bilmiş, hem çok sevimli bakardı. Ben gülerdim onun bu tatlı inadına. Evden çıkma vaktim daralmışsa mecbur kucaklar, koltuğuna götürürdüm. Tabii her seferinde üstüm tüy içinde kalırdı. Özellikle siyah giydiysem eyvah eyvah!
Hızlı hızlı tüy toplayıcıyı alır, hem tatlı tatlı söylenir hem temizlerdim. Ben bir pati annesiyim. Elbette ki tüyü dert etmiyorum. Ama ona söylenmek hoşuma gidiyordu. O sabah koşturmacasında, siyah kıyafetimin üstüne yapışan tüyleri görünce, yarı ciddi yarı gülerek “ Yine mi Bozo!” derdim. O da masum masum bakar, miyavlayarak cevap verirdi. “ Ne var yani, seninim işte”…
Şimdi o sabahlar yok..
Balkona çıkamıyorum. Kahvemi alıyor, mutfak tezgahına yaslanıyorum. Boş gözlerle evin içine bakıyor, sadece içiyorum. Tadını almadan, farkına varmadan… Sessizlik var ama huzur başka yerde…
Üstümde Bozo’ nun tüyleri yok ama ben yine söyleniyorum.


Yorumlar