top of page

Mırıl Mırıl Bir Hayat..

  • 20 Ara 2025
  • 1 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 25 Ara 2025



Bozo’ yla konuşurduk biz.. Gün içinde ne olmuşsa anlatırdım ona. Yaşadıklarımı, hissettiklerimi, sevinçlerimi, hüzünlerimi..

Kimi zaman bir hüzün, kimi zaman bir kahkaha eşlik ederdi sohbetimize. Karnını, sırtını severdim. O da mırlaya mırlaya dinlerdi beni. Bazen öyle tatlı sesler çıkarırdı ki, sadece beni dinlemiyor sanki her kelimemi yüreğinde hissediyordu. Bozo sadece bir dinleyici değildi, bana aitti. Kalbimin orta yerinde, beni yormadan anlayan tek canlıydı. O mırlamaları bazen bir cevaptı, bazen de sadece “ buradayım” demesiydi.

İlk hastalandığında bir şey eksikti. O tatlı mırlamalar yoktu. Dokunuyordum, sarılıyordum ama sessizlik vardı. İşte o zaman içimde bir çan çaldı. “Bir terslik var…” Bozo’ nun hasta olduğunu anlamam da  en büyük işaret mırlamamasıdır. Normalde elim ona değsin yeterdi. 

Ertesi gün onu ziyarete gittiğimde yine dokundum, gözlerinin içine baktım. Ve bir anda o ses..O tanıdık içimi ısıtan, kalbimi yerinden oynatan mırıldama geldi. Dünyalar benim oldu. “Kurtulduk, kendine geldi “dedim. İçim umutla doldu. Onu yine o sesiyle dinleyeceğim, birlikte yine sohbet edeceğiz sandım.

Ama bilmiyordum.. O mırıldamalar sadece bir veda şarkısıymış meğer..

Şimdi o ses kulaklarımda çınlıyor. Bir daha hiç mırıldamayacak ama ben onun mırlamalarını ömür boyu unutmayacağım. Çünkü o ses, bana sevildiğimi hissettiren en güzel şeydi.

Yorumlar


bottom of page